Dengeli beslenmek deyince akla gelen ilk besinlerden biri olan hurma, pek çok formuyla beslenme düzenlerinde yerini alıyor. Bu özel besinin tercih edilme sebebi ise en çok, barındırdığı bileşenlerden ileri geliyor. Peki, siz hurmayı nasıl tüketiyorsunuz? Bu noktada cevabınız sadece hurmanın besin değerlerinin korunduğu katkısız, temiz ve şeker ilavesiz bir ürün içeriği ise doğru yerdesiniz!
Besin mayası günlük olarak tüketilebilmektedir. Besin mayası salatalar, smoothieler ve patlamış mısır gibi gıdalara eklenerek çiğ olarak tüketilebileyeceği gibi ızgaralar, soslar ve çorbalar gibi pişen yemeklerle de rahatlıkla karıştırılabilir.
Yoksa siz rafine şekeri hayatınızdan çıkardığınız için tatlı tutkunuzu da geçmişe gömmeniz gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Neyse ki yoğun tatlılığa sahip doğal bitkisel kaynaklar bugünler için var! Hatta hurma özü de bunların en sevilen örnekleri arasında yer alıyor.
Wefood Organik Elma Suyu Konsantresi, güçlü bir tatlılığa sahip olmasının yanı sıra yiyecek ve içeceklerin aromasında ya da renginde herhangi bir değişime yol açmıyor. Böylece istenen tüm tariflerde rafine şeker yerine elma suyu konsantresi rahatlıkla tercih edilebiliyor.
Nohut ununun özellikleri, ağırlıklı olarak içerdiği lif ve proteinlerden ileri geliyor. Ürün, bu yönüyle sporcu beslenmesi ve diyetler için oldukça ideal bir tüketim sağlıyor. Ayrıca karbonhidrat seviyesinin pek çok un çeşidine göre düşük olması, diğer bileşenler yönünden güçlü ve daha dengeli bir beslenme avantajı sağlıyor. Nohut unu, düşük glisemik indeksi sayesinde nohut unu tarifleri, beyaz unlu tariflerin aksine şeker seviyesinin dengede tutulmasına daha fazla katkı sağlıyor. Nohut unu besin değeri bakımından tümüyle ele alındığında, öne çıkan diğer bileşenlerini ise A ve B6 vitaminleri, demir, kalsiyum, potasyum ve magnezyum mineralleri ile doğal yağ asitleri oluşturuyor.
Kakaonun eski zamanlarda “tanrıların yiyeceği” olarak anıldığını biliyor muydunuz? Maya arşivlerinde milattan önce 1000’li yıllarda bile büyük övgülerle bahsedilmiş olan bu değerli bitki; son 500 yıldır sadece Orta Amerika’nın değil, bütün dünyanın gözde lezzetleri arasında ilk sıralarda geliyor. Çünkü kakao; akla düştüğünde uykuları bölen, uğruna tüm diyet çabalarından vazgeçilen çikolata efsanesinin temel ham maddesini oluşturuyor!
“Vegan bir birey, Anadolu mutfağında neler yiyebilir?” bu kitabın hareket noktalarındandır. Bu kitapta özenle seçilmiş 444 vegan reçete derledik. Reçetelerin bir kısmını benzer bulacaksınız. Benzer reçeteler çok önemli bir nedenle birbirinden ayrılmakta. Bazıları yöresel malzemeler, bazıları etnik kökenler, bazıları dinsel sebepler, bazıları mevsimsel etkiler nedeniyle değişiklik gösterir. Bazıları da bize bu tarifi ulaştıran ailenin kendi parmak izini, el işleyişini yansıtır. Bu küçük farklılıklar işte tam da yemekte lezzet meselesinin sırrını taşır. Bir belgesel serisinin jeneriğinde söylediğimi tekrarlamam gerekirse, “Nasıl oluyor da aynı malzemeler farklı ellerde bambaşka lezzetlere dönüşüyor? İnsanın elyazısı gibi, parmak izi gibi birbirinden farklı oluyor lezzetleri.” Doğduğu coğrafya, göçtüğü coğrafya, reçeteleri etkiliyor. İşte o ufak tefek farklılıklar tüm bunların izlerini de taşıyor. O izlerden Anadolu’nun tüm halklarının kuşaklar boyu yolculuğuna tanık olmak da mümkün. Tariflerdeki ufak tefek değişiklikler birbirinden farklı hayatlar hakkında çok sayıda bilgi taşır. Bu sırlar müthiş bir zenginlik yaratmıştır. Bu mükemmelliği bizlere ulaştıran Anadolu’nun tüm insanlarına şükranlarımızla…
Üzerinde yürüdüğünüz çimenler veya çok sevdiğiniz çiçekler için hayatın gerçekte nasıl olduğunu hiç düşündünüz mü? Eğer siz de bir bitkinin çevresini nasıl algıladığını merak ediyorsanız Bitkilerin Bildikleri isimli kitap tam size göre! Daniel Chamovitz'in popüler bilim türünde kaleme aldığı eser; bitkilerin bilincine dair ilgi çekici bir bakış açısı sunuyor ve onların çevreleriyle nasıl etkileşime girdiğini anlatıyor
Fulya Marmara, bu kitabında okuru zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor. Cehaletin yani bilmediklerimizle bildiğimizi sandıklarımızın ve tahakkümü ortaya çıkaran mekanizmaların peşine düşüyor ve diyor ki “İnsanın kurtuluşu; hayatın çoklu yorumuna ve yaratımına saygılı bir bakışın içselleştirilmesiyle mümkündür.”
Yürüyen Köşk’ün Bahçıvanı: -Paşam, izninizle Köşk’e hasar veren büyük dalı kesmek istiyorum? Atatürk’ün tarihe geçen cevabı: -Hayır. Dal kalacak, Köşk gidecek!
Her yolculuk gündelik hayatı aksatır. Bu yolculuk da farklı değil. … Hayvanları yemeye son verdiğinizde, artık hem bir yolculuğa çıkan kişisinizdir hem de kasabaya gelen yabancısınızdır. Yolculuk, diğer varlıkları yemeyi bırakma kararınız ve bu değişim için attığınız adımlardır. Bu süreçte ailenizin, dostlarınızın ve iş arkadaşlarınızın gözünde bir yabancıya dönüşürsünüz; çünkü artık onlar gibi değilsinizdir. Alıştıkları o eski “sizi” geri isterler. Dahası bu yeni ve “garip” sizle kurdukları ilişki, kendilerinin de bu yolculuğa çıkıp çıkmama kararlarını etkileyebilir. Artık gözleri üstünüzdedir. Veg*n camiasında bir başyapıt kabul edilen ve tüm dünyada büyük ses getiren Etin Cinsel Politikası’nın yazarı Carol J. Adams; bu kitapta veg*n olma yolculuğuna nasıl çıkabileceğinize değil, çıktıktan sonrasında et yiyen dünyayla nasıl iyi etkileşimler kurabileceğinize ve kişilerarası ilişkilerinizi nasıl koruyabileceğinize ışık tutuyor. Yazarın hem kendi deneyimlerinden hem de dünyanın dört bir yanındaki veg*nların aktarımlarından faydalanarak hayatta kalma tüyolarıyla bezediği kitap, her veg*nın sırf varlığıyla dahi tehdit olarak algılandığı ortamlarda içine düşmesi kaçınılmaz olan durumlardan incelikle ve ustalıkla kurtulmasını sağlayacak bilge bir yoldaş görevini üstleniyor. Lezzetin ve bolluğun imzasını taşıyan, birbirinden nefis veg*n tarifler de içeride sizi bekliyor.
Bu kitapta ışık tutulan erkek şiddeti, kadın düşmanlığı, et yeme kültürü ve militarizm arasındaki bağlantılar, bugün de Carol J. Adams'ın yirmi yıl önce teşhis ettiği zamanki geçerliliğini koruyor.
Bu kitap, hayvan deneylerine karşı mücadelenin prensiplerini olabildiğince anlaşılabilir bir dille ortaya koyuyor. Ayrıca hayvanlar üzerinde yapılan biyomedikal araştırmalara karşı sağlam zemine oturan etik ve bilimsel bir muhalefetin doğuşunu müjdeliyor.
Şiddetin her türlüsün hüküm sürmeye devam ettiği bir çağda yaşıyoruz. Bu şiddetin en büyük mağdurları da hayvanlar. Her yıl milyonlarca hayvan; yiyecek, giyecek, ilaç, eğlence gibi amaçlarla öldürülüyor. Ancak hayvanların ahlaken bir değeri olduğunu ve onların da hissedebildiğini düşünüyorsak hayvan sömürüsünü sona erdirmek zorundayız.
Hayvanlardan Destek Almanın Gizemli Sanatı - Çetin Çetintaş Etrafında bir dünya dolusu dost varken, yaşam yolunu tek başına yürümeye gerek var mı? Yaptığın işte potansiyelinin bütünüyle açığa çıkmasını ve elinden gelenin en iyisini mi yapmak istiyorsun? O halde içinde göreve çağrılmayı bekleyen ejderha arketipinin uyanma vakti gelmiş demektir.